İkizler
Terazi
Koç
Kova
Yay
Başak
Akrep
Aslan
Yengeç
Boğa
Balık
Oğlak
 
   

fallar

   
 
   

burç kategorileri

  Astroloji nedir
Yükselen burçlar
Burç grupları
Kader sayınız
Bebek burçları
Çift kişilik
Sınırda doğanlar
Bebek burç özellikleri
Karşıt burç
Çocuk burcu
Burç sentez tablosu
Burç uyumları
Burç uyumu
 
 
   

burçlar aşk

  Koç burcu aşk
Boğa burcu aşk
İkizler burcu aşk
Aslan burcu aşk
Başak burcu aşk
Terazi burcu aşk
Akrep burcu aşk
Yay burcu aşk
Oğlak burcu aşk
Kova burcu aşk
Balık burcu aşk
Yengeç burcu aşk
 
 
   

linkler

  Burçlar iş ortaklığı
Burçlar çiçekler
Burçlar ve tatil
Burç kadınlar
Burç erkekler
Burçlar cinsellik
Haftalık burçlar
Burçların tarihi
Aylık burçlar
Yıllık burçlar
Ünlülerin burçları
 
 
 
 
 
 

Astroloji

 
 
 

   Astroloji nedir? Gökyüzündeki cisimlerin hareketini inceleyen bilime “astronomi” deniyor. Astroloji ise, bu cisimlerin yeryüzündeki etkilerini inceliyor.

Işıklar olarak tanımlanan Güneş ve Ay kişiyi en belirgin biçimde etkileyen cisimler. Sonra sırasıyla Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Pluton geliyor. Tabii bu arada Yükselen Burcu da unutmamak gerek.

Burcunuzun özelliklerini büyük ölçüde taşırsınız. Ancak, gökyüzünde bulunan diğer cisimlerden de etkilenirsiniz. Daha doğrusu doğduğunuz anda devamlı hareket halinde bulunan bu cisimlerin birbirlerine olan uzaklıkları, nerede durdukları ve yaptıkları açılar da kişiye farklı özellikler ve yetenekler kazandırıyor.

Astroloji, bütün bunların ayrı ayrı ve bir bütün olarak kişiyi, olayları kısaca yeryüzünü nasıl etkilediğini inceliyor.

Gökyüzündeki cisimler sürekli hareket halinde bulunduğu için hiçbir zaman meydana gelen bir gökyüzü konumu bir daha tekrarlanmıyor. Yapılan incelemelere göre aynı gökyüzü konumunun tekrar meydana gelebilmesi yaklaşık 26 bin yılda bir oluşabiliyor.
Tarihsel Gelişimi ( Eski Çağlar
Astroloji’nin ortaya çıkışı Dicle ve Fırat nehirlerinin oluşturduğu vadideki eski uygarlıkların ortaya çıkışına paralel bir görünüm izlemiştir. Kish, Shurruppak, Ur ve Jamdet Nasr gibi büyük Mezopotamya şehirlerinin MÖ 3000 yıldan önce kurulduğu biliniyor. Sümer Güneş ve Ay tanrılarına, gezegenlere ve bazı takımyıldızlara taptılar. Her şehrin kendi tanrısı vardı. Örneğin bu Kalde’nin Ur’u için Sin yani Ay’dı ve diğerlerine göre daha önemliydi. Sippar’ın tanrısı Shamash, Güneş Tanrısı, Babil’de Marduk Jüpiter ve Nineveh’te Ishtar Venüs tanrısı kutsal olarak kabul ediliyordu.
Takımyıldız tanrılarının da kendi rolleri vardı ve Tufandan önceki yöneticiler adı verilen bir listede bu tür yıldızların adı bulunmaktaydı.

Sümer uygarlığı MÖ 2,700’lerde Akadlar tarafından ele geçirildi. Akadlar kendi tanrılarını daha uygar bir kullanıma uygulamaktaydılar. Örneğin Güneş Shamash, erkek karakter, (Güneş daha önceleri anne karakter olarak de ifade edilmiştir) Ishtar Venüs aşkın ve savaşın gezegeni olmuştur. (Akşam yıldızı olduğunda aşk; sabah yıldızı durumunda savaş)
Akad yönetimi, 900 yıl sonrasında Amorite istilası ile sona ermiştir. Bu uzun dönem boyunca astrolojik yaygın teknikler yaygın biçimde işaretlerin okunması şeklindeydi ki bu işaretler tutulmalar, Ay’ın palaklığı, yeniayın ilk görülmeye başladığı zaman ve benzer olaylardı.
Akad Kralı Sargon döneminde (MÖ 2360-2305) büyük bir astrolojik faaliyet vardı. Enuma Anu Enlil serisinin parçalarında Ay’dan, Güneş’le ilgili olaylardan, diğer beş gezegenden, takımyıldızlardan, yıldız ve kuyrukluyıldızlardan, ya da fırtına, rüzgar, yağmur, gök gürültüsü ve şimşek gibi doğa olaylarından gelen işaretlerin nasıl yorumlanacağı ele alınıyordu. Tabletlerin kendisinin MÖ 1800-1500 tarihli olduğu anlaşılıyor ve 7,000 göksel işaret ve gözlemden oluşmaktadır. Bununla birlikte, bu tabletlerin en azından Sargon zamanından gelen bazı gelenekleri de yansıttığı da gözükmektedir. Örneğin bir yıldız ya da bir gezegenden bir işaret Ur’ın Ibi Sin’in yenilgisi ile ilişkilendirilmiştir. ‘Eğer Yoke yıldızı (Mul Sudun) eğer doğuşunda yüzünü Batıya çevirirse ve eğer gökyüzünün yüzünü görürsen ve hiç rüzgar esmiyorsa; kıtlık olacak ve böyle bir durum Ur Kralı Ibi Sin Anshan’da tutuklu kaldığında oldu’

En dikkat çekici gelişmeler Babil’de birinci hanedanlık döneminde, özellikle Hammurabi iktidarı sırasında gerçekleşti. (MÖ 1728-1686) Daha önceki çağlardaki gözlemlerin yanı sıra yepyeni astronomik materyaler daha önce adından söz ettiğimiz Enuma Anu Enlil kitabında toplandılar.
Babil tabletlerinin en önemli serisi Mul Apin serisidir. Muhtemelen MÖ 700’lü yıllarda hazırlanmış olmalarına rağmen, 600 yıl öncesine giden gözlemlerin sonuçlarını toparlıyorlar ve yıldız isimleri ile birlikte, yükselim, doğum, tepe noktasına ulaşma zamanlarını veriyordu. Öngörümler halen gezegenlerin birbirleri ile olan ilişkileri üzerine yapılıyor ve Güneş Ay fenomeneleri (tutulmalar ve yeniay, dolunay) göz önüne alınıyordu.
Örneğin
Ne zaman Mars Jüpiter’e yaklaşırsa, ülkede büyük bir yıkım olacak gibi.
Bu tabletlerdeki en önemli unsur ekliptiğin henüz astronomik bir referans noktası olarak ele alınmamış olmasıdır. Bunun yerine, üç yolla, Enlil, Anu ve Ea gözlemlerde referans olarak değerlendirilmekteydi. Anu’nun yolu ekvatorun her iki yönündeki ucunda 17 dereceye yakın bir bandtan oluşuyor, Ea Güney’e doğru, Enlil ise merkezi bandın Kuzey’ine doğru uzanıyordu. Bu yolla, Güneş’in yıllık hareketi 4 ayrı çeyreğe bölünebiliyor ve böylece Güneş 3 ay boyunca Anu’nun yolunda hareket ediyor, ve daha sonra Enlil’in kuzey patikasında aynı şekilde 3 ay yol alıyordu. Bir sonraki 3 ay yine Anu’nun yolunda, ve son 3 ay ise Ea’nın Güney yönünde yol almaktaydı. Mul Apin cetvelleri MÖ 700’den gelmekle birlikte, Babil’i astronomların  Zodyak’ı kullanmadığını söyleyebiliriz. Bunun yerine, 18 takımyıldız içinde yer alan bu üç yollu bölümlemeyi kullandıklarını söyleyebiliriz.

Kuşkusuz tüm Astroloji tarihindeki en dikkat çekici dönemlerden birisi MÖ 700-400 arasıdır. Kral Asurbannipal tarafından  (MÖ 688-626) 15 tablet ( 12si standart Ay ayları ve ve 3’ü ara – intercallary- dönemler için) yayınlanmıştır. Bu dönemde çok sayıda gözlem verisi büyük bir kesinlik içinde toplanmış, benzer görünümlerin öngörüm için kullanılması düşünülmüştür.
Bu dönemde (MÖ 550 civarı) astrolojik yöntem ışıkların (Güneş ve Ay) ve gezegenlerin ilişkilerinden ve Enlil, Abu ve Ea üzerinde yer alan 18 takımyıldızdaki konumlarından oluşmaktaydı. Böylece Astroloji esasında, gökyüzünden işaret alarak tradisyona bağlı şekilde öngörümde bulunmaktı. Bu tamamen gözleme dayalı ve daha çok gezegenlerin bir birleri ile olan konumları ile ilişkiliydi. (mutlak pozisyonlar burada daha ikincil bir faktördü)
Tarihten elimize kalabilen en eski horoskop MÖ 410 yılındandır. Bu horoskop Shuma-Usur’un oğlu için yapılmıştı. Bu horoskopta yükselen burçtan bahsedilmiyor ve diğer Babil horoskoplarında da yükselen burca rastlanmamaktadır. Yorum çok kısa ve daha çok haritanın iyi ya da kötü olduğu şeklindeydi. ‘Örneğin Jüpiter Balık burcunda, Venüs Boğa’da, Satürn Yengeç’te .... Merkür gözle görülmüyor, 14 Nisan gecesi Shuma-Usur’un oğlu doğdu. Ay bu saatte Akrebin kıskacında yer alıyordu.’ şeklindeydi.
MÖ 5. yy’da ekliptik üzerinde zodyakın tasarlanması ile birlikte, Babil’i astronom-astrologların elinde yepyeni araçlar gelişti ve uygulamaların matematiksel tarafına çok büyük bir önem verilmeye başlandı. En geç MÖ 300’lü yıllarda, 30 derecelik bölümlerden oluşan ve büyük ekliptik dairesi üzerinde ölçülen bir Zodyak kabul edilmiş ve uygulamaya konmuştu. Tabletler döneminin tam sonuna doğru, gezegenlerin konumları bilinen parlak yıldızlara ve takım yıldızlara göre verilmekteydi. Ekliptiğin 30 derecelik 12 bölüme ayrılması tamamen matematikseldi ve astrolojik teknikler için hem bir araç hem de bir mantık görevi görmekteydi. Artık horoskop matematiksel bir araç şeklinde görülebiliyor ve çok zorla yapılan gözlemlere referans alınmadan değerlendirilebiliyordu.

Bu dönemden sonra Astroloji’nin eski Yunan  ve Mısır’da hızla gelişmesine şaşmamak gerekir. MÖ 5. yy’dan, Herodot Mısır’lı astrologların insanın doğum gününe dayalı öngörümler yaptığını söylemektedir. Bu tarihten elimizde, şanslı ve şanssız günler dışında hiçbir yazılı metin kalmamıştır. Astrolog Julius Firmicus, Sais Kralı Nechepsos’un astrolojik bir kitap yazdığını ifade etmektedir. MÖ 4.yy’dan bu yana ise elimizdeki horoskoplar bulunmaktadır.

Bununla birlikte, Mısır Astrolojisi’nin en belirgin etkisi Yunan aklı üzerinde olmuştur. Thales (MÖ 6.yy), Pisagoras (MÖ 5. yy), Anaksagoras ve Plato (MÖ 4. yy) hepsi Mısır’da öğrenim görmüşlerdir. Ancak 360 derecelik Zodyak’ın değeri anlaşıldıktan sonra Yunanlıların gerçek katkıları zenginleşmeye başlamıştır. Böylece Knidos’lu Eudoxos zamanında gökyüzü kozmosun geometrik ve matematik bir modeli olarak ortaya konabiliyordu. Daha sonraki dönemde, MÖ 2. yyda, Hiparkus gözleme ve  matematiksel dehasına dayanarak çalışmalarını genişletmiş, ekliptiğin eğimi ve ekinoksların kayması gibi detaylı sorunlar üzerinde çalışmaya başlamıştır.
Böylece, şu ana kadar Astroloji’nin Mezopotamya’daki ilk dönemlerinden Zodyak’ın ortaya konmasına ve daha sonra Yunanlıların geometri ve felsefesi ile gelişmesine tanık olmaktayız. Bu noktada, Astroloji’nin anahtarları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır. Gezegenlerin anlamları, birbiri ile olan ilişkileri ve uzayın geometrik kavramları gelişti. Gezegenlerin Zodyak konumları bu anlamda süreç içinde en önemli konu haline gelmiştir
.
 Osmanlı Döneminde astroloji
Yaklaşık 300 yıl öncesine kadar hemen her hükümdarın bir saray müneccimi vardı. Osmanlı sarayında, padişaha neyin ne zaman yapılmasının daha uygun olduğunu söyleyen bir müneccim başı bulunurdu. Bu müneccimbaşılar, Tanzimat dönemine kadar padişah ve devlet adamları üzerinde etkili oldular. Eski çağlardaki ünlü astronomi bilginlerinden bazıları astrolojiyle de uğraşıyordu. İÖ 2. yüzyılda Eski Yunanlı astronomi bilgini Ptolemaios (Batlamyus), 16. ve 17. yüzyıllarda ise Danimarkalı astronomi bilgini Tycho Brahe ile Johannes Kepler astrolojiyle de ilgilenmişlerdir.
 Astrolojide günler
Astrolojide Yedi Gezegen aynı zamanda günlerle özdeşleştirilmiştir.
Mesela Pazar Günü Güneş Güneş Günüdür. Hıristiyanların kutsal günü kabul edilir. Cumartesi Satürn Satürn Günü (Satan ya da Şeytan la ilişkili görülür birisi yeni Latince ismidir, diğeri ise eski Latin) günüdür, bu da Yahudilerin kutsal günü kabul edilir. Müslümanların kutsal günü ise Venüs Cuma günüdür ki o da Venüs(Sevgi, Toplanma, bir araya gelme(Cem- cami), kaynaşma bir olma günüdür. Geriye kalan diğer günler ise pazartesi Ay AY Günü (Duyguları,Bilinçaltını, Anne, Hafıza), salı Mars Mars Günü (Savaş, Ele geçirme isteği, Libido, Arzu, Şehvet), çarşamba Merkür Merkür Günü (Zeka, İletişim, Haberleşme), perşembe Jüpiter Jüpiter Günüdür (İnancı, merhameti, genişleme isteğini gösterir).
Batı Astrolojisi'nde burçlar
Batı astrolojisinin takımyıldızlarıyla bir alakası yoktur. Fakat, Hint Astrolojisi'nin vardır. Hint Astrolojisi takımyıldızlarını esas alır. Lakin Karakter Analizi yapılırken görülen tutarsızlık nedeniyle Batı da(Hıristiyan dünyasında) bu astroloji kabul görmemiştir. Hint astrolojisiyle Batı Astrolojisi arasında yaklaşık 23,5 derecelik bir kayma vardır. Mesela 31 Mart ta doğan birisinin Güneşi (kişinin burcu olarak bildiği şey aslında Güneş burcudur) yaklaşık 10 derece Koç burcunda çıkarken, Hint Astrolojisi’nde bu yaklaşık 23,5 derece geri kaydırıldığında Koç burcu olan kişi Balık burcu olmuş olur ki, bu Batı astrologları tarafından tutarlı görülmemiştir.

Esasında Batı (Hıristiyan) Astrolojisi temelini Arap Astrolojisi’nden alır. Göksel konumun matematiğini ilk geliştirenler Müslüman Araplar olmuştur. Trigonometri batı dünyasına Arap alimlerinden geçmiştir. Günümüzde kullanılan Uzay matematiğinin en önemli temel taşları Müslüman alimler tarafından keşfedilmiş, daha sonra bu bilgileri Hıristiyan'lar alıp geliştirmişlerdir.

 
 

Hızlı Linkler:  burçlar - fal - burç - haftalık burçlar - fallar - astroloji - burç uyumu - burç falı - burç uyumları - falım - günlük burçlar - günlük fal

 
 
 

2008 (c) burclarfal.com

hosting
Sohbet