| |
Astroloji nedir? Gökyüzündeki
cisimlerin hareketini inceleyen
bilime “astronomi” deniyor.
Astroloji ise, bu cisimlerin
yeryüzündeki etkilerini inceliyor.
Işıklar olarak tanımlanan Güneş ve
Ay kişiyi en belirgin biçimde
etkileyen cisimler. Sonra sırasıyla
Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter,
Satürn, Uranüs, Neptün ve Pluton
geliyor. Tabii bu arada Yükselen
Burcu da unutmamak gerek.
Burcunuzun özelliklerini büyük
ölçüde taşırsınız. Ancak, gökyüzünde
bulunan diğer cisimlerden de
etkilenirsiniz. Daha doğrusu
doğduğunuz anda devamlı hareket
halinde bulunan bu cisimlerin
birbirlerine olan uzaklıkları,
nerede durdukları ve yaptıkları
açılar da kişiye farklı özellikler
ve yetenekler kazandırıyor.
Astroloji, bütün bunların ayrı ayrı
ve bir bütün olarak kişiyi, olayları
kısaca yeryüzünü nasıl etkilediğini
inceliyor.
Gökyüzündeki cisimler sürekli
hareket halinde bulunduğu için
hiçbir zaman meydana gelen bir
gökyüzü konumu bir daha
tekrarlanmıyor. Yapılan incelemelere
göre aynı gökyüzü konumunun tekrar
meydana gelebilmesi yaklaşık 26 bin
yılda bir oluşabiliyor.
Tarihsel Gelişimi ( Eski Çağlar
)
Astroloji’nin ortaya çıkışı Dicle ve
Fırat nehirlerinin oluşturduğu
vadideki eski uygarlıkların ortaya
çıkışına paralel bir görünüm
izlemiştir. Kish, Shurruppak, Ur ve
Jamdet Nasr gibi büyük Mezopotamya
şehirlerinin MÖ 3000 yıldan önce
kurulduğu biliniyor. Sümer Güneş ve
Ay tanrılarına, gezegenlere ve bazı
takımyıldızlara taptılar. Her şehrin
kendi tanrısı vardı. Örneğin bu
Kalde’nin Ur’u için Sin yani Ay’dı
ve diğerlerine göre daha önemliydi.
Sippar’ın tanrısı Shamash, Güneş
Tanrısı, Babil’de Marduk Jüpiter ve
Nineveh’te Ishtar Venüs tanrısı
kutsal olarak kabul ediliyordu.
Takımyıldız tanrılarının da kendi
rolleri vardı ve Tufandan önceki
yöneticiler adı verilen bir listede
bu tür yıldızların adı
bulunmaktaydı.
Sümer uygarlığı MÖ 2,700’lerde
Akadlar tarafından ele geçirildi.
Akadlar kendi tanrılarını daha uygar
bir kullanıma uygulamaktaydılar.
Örneğin Güneş Shamash, erkek
karakter, (Güneş daha önceleri anne
karakter olarak de ifade edilmiştir)
Ishtar Venüs aşkın ve savaşın
gezegeni olmuştur. (Akşam yıldızı
olduğunda aşk; sabah yıldızı
durumunda savaş)
Akad yönetimi, 900 yıl sonrasında
Amorite istilası ile sona ermiştir.
Bu uzun dönem boyunca astrolojik
yaygın teknikler yaygın biçimde
işaretlerin okunması şeklindeydi ki
bu işaretler tutulmalar, Ay’ın
palaklığı, yeniayın ilk görülmeye
başladığı zaman ve benzer olaylardı.
Akad Kralı Sargon döneminde (MÖ
2360-2305) büyük bir astrolojik
faaliyet vardı. Enuma Anu Enlil
serisinin parçalarında Ay’dan,
Güneş’le ilgili olaylardan, diğer
beş gezegenden, takımyıldızlardan,
yıldız ve kuyrukluyıldızlardan, ya
da fırtına, rüzgar, yağmur, gök
gürültüsü ve şimşek gibi doğa
olaylarından gelen işaretlerin nasıl
yorumlanacağı ele alınıyordu.
Tabletlerin kendisinin MÖ 1800-1500
tarihli olduğu anlaşılıyor ve 7,000
göksel işaret ve gözlemden
oluşmaktadır. Bununla birlikte, bu
tabletlerin en azından Sargon
zamanından gelen bazı gelenekleri de
yansıttığı da gözükmektedir. Örneğin
bir yıldız ya da bir gezegenden bir
işaret Ur’ın Ibi Sin’in yenilgisi
ile ilişkilendirilmiştir. ‘Eğer Yoke
yıldızı (Mul Sudun) eğer doğuşunda
yüzünü Batıya çevirirse ve eğer
gökyüzünün yüzünü görürsen ve hiç
rüzgar esmiyorsa; kıtlık olacak ve
böyle bir durum Ur Kralı Ibi Sin
Anshan’da tutuklu kaldığında oldu’
En dikkat çekici gelişmeler Babil’de
birinci hanedanlık döneminde,
özellikle Hammurabi iktidarı
sırasında gerçekleşti. (MÖ
1728-1686) Daha önceki çağlardaki
gözlemlerin yanı sıra yepyeni
astronomik materyaler daha önce
adından söz ettiğimiz Enuma Anu
Enlil kitabında toplandılar.
Babil tabletlerinin en önemli serisi
Mul Apin serisidir. Muhtemelen MÖ
700’lü yıllarda hazırlanmış
olmalarına rağmen, 600 yıl öncesine
giden gözlemlerin sonuçlarını
toparlıyorlar ve yıldız isimleri ile
birlikte, yükselim, doğum, tepe
noktasına ulaşma zamanlarını
veriyordu. Öngörümler halen
gezegenlerin birbirleri ile olan
ilişkileri üzerine yapılıyor ve
Güneş Ay fenomeneleri (tutulmalar ve
yeniay, dolunay) göz önüne
alınıyordu.
Örneğin
Ne zaman Mars Jüpiter’e yaklaşırsa,
ülkede büyük bir yıkım olacak gibi.
Bu tabletlerdeki en önemli unsur
ekliptiğin henüz astronomik bir
referans noktası olarak ele
alınmamış olmasıdır. Bunun yerine,
üç yolla, Enlil, Anu ve Ea
gözlemlerde referans olarak
değerlendirilmekteydi. Anu’nun yolu
ekvatorun her iki yönündeki ucunda
17 dereceye yakın bir bandtan
oluşuyor, Ea Güney’e doğru, Enlil
ise merkezi bandın Kuzey’ine doğru
uzanıyordu. Bu yolla, Güneş’in
yıllık hareketi 4 ayrı çeyreğe
bölünebiliyor ve böylece Güneş 3 ay
boyunca Anu’nun yolunda hareket
ediyor, ve daha sonra Enlil’in kuzey
patikasında aynı şekilde 3 ay yol
alıyordu. Bir sonraki 3 ay yine
Anu’nun yolunda, ve son 3 ay ise
Ea’nın Güney yönünde yol almaktaydı.
Mul Apin cetvelleri MÖ 700’den
gelmekle birlikte, Babil’i
astronomların Zodyak’ı
kullanmadığını söyleyebiliriz. Bunun
yerine, 18 takımyıldız içinde yer
alan bu üç yollu bölümlemeyi
kullandıklarını söyleyebiliriz.
Kuşkusuz tüm Astroloji tarihindeki
en dikkat çekici dönemlerden birisi
MÖ 700-400 arasıdır. Kral
Asurbannipal tarafından (MÖ
688-626) 15 tablet ( 12si standart
Ay ayları ve ve 3’ü ara –
intercallary- dönemler için)
yayınlanmıştır. Bu dönemde çok
sayıda gözlem verisi büyük bir
kesinlik içinde toplanmış, benzer
görünümlerin öngörüm için
kullanılması düşünülmüştür.
Bu dönemde (MÖ 550 civarı)
astrolojik yöntem ışıkların (Güneş
ve Ay) ve gezegenlerin
ilişkilerinden ve Enlil, Abu ve Ea
üzerinde yer alan 18 takımyıldızdaki
konumlarından oluşmaktaydı. Böylece
Astroloji esasında, gökyüzünden
işaret alarak tradisyona bağlı
şekilde öngörümde bulunmaktı. Bu
tamamen gözleme dayalı ve daha çok
gezegenlerin bir birleri ile olan
konumları ile ilişkiliydi. (mutlak
pozisyonlar burada daha ikincil bir
faktördü)
Tarihten elimize kalabilen en eski
horoskop MÖ 410 yılındandır. Bu
horoskop Shuma-Usur’un oğlu için
yapılmıştı. Bu horoskopta yükselen
burçtan bahsedilmiyor ve diğer Babil
horoskoplarında da yükselen burca
rastlanmamaktadır. Yorum çok kısa ve
daha çok haritanın iyi ya da kötü
olduğu şeklindeydi. ‘Örneğin Jüpiter
Balık burcunda, Venüs Boğa’da,
Satürn Yengeç’te .... Merkür gözle
görülmüyor, 14 Nisan gecesi Shuma-Usur’un
oğlu doğdu. Ay bu saatte Akrebin
kıskacında yer alıyordu.’
şeklindeydi.
MÖ 5. yy’da ekliptik üzerinde
zodyakın tasarlanması ile birlikte,
Babil’i astronom-astrologların
elinde yepyeni araçlar gelişti ve
uygulamaların matematiksel tarafına
çok büyük bir önem verilmeye
başlandı. En geç MÖ 300’lü yıllarda,
30 derecelik bölümlerden oluşan ve
büyük ekliptik dairesi üzerinde
ölçülen bir Zodyak kabul edilmiş ve
uygulamaya konmuştu. Tabletler
döneminin tam sonuna doğru,
gezegenlerin konumları bilinen
parlak yıldızlara ve takım
yıldızlara göre verilmekteydi.
Ekliptiğin 30 derecelik 12 bölüme
ayrılması tamamen matematikseldi ve
astrolojik teknikler için hem bir
araç hem de bir mantık görevi
görmekteydi. Artık horoskop
matematiksel bir araç şeklinde
görülebiliyor ve çok zorla yapılan
gözlemlere referans alınmadan
değerlendirilebiliyordu.
Bu dönemden sonra Astroloji’nin eski
Yunan ve Mısır’da hızla gelişmesine
şaşmamak gerekir. MÖ 5. yy’dan,
Herodot Mısır’lı astrologların
insanın doğum gününe dayalı
öngörümler yaptığını söylemektedir.
Bu tarihten elimizde, şanslı ve
şanssız günler dışında hiçbir yazılı
metin kalmamıştır. Astrolog Julius
Firmicus, Sais Kralı Nechepsos’un
astrolojik bir kitap yazdığını ifade
etmektedir. MÖ 4.yy’dan bu yana ise
elimizdeki horoskoplar
bulunmaktadır.
Bununla birlikte, Mısır
Astrolojisi’nin en belirgin etkisi
Yunan aklı üzerinde olmuştur. Thales
(MÖ 6.yy), Pisagoras (MÖ 5. yy),
Anaksagoras ve Plato (MÖ 4. yy)
hepsi Mısır’da öğrenim görmüşlerdir.
Ancak 360 derecelik Zodyak’ın değeri
anlaşıldıktan sonra Yunanlıların
gerçek katkıları zenginleşmeye
başlamıştır. Böylece Knidos’lu
Eudoxos zamanında gökyüzü kozmosun
geometrik ve matematik bir modeli
olarak ortaya konabiliyordu. Daha
sonraki dönemde, MÖ 2. yyda,
Hiparkus gözleme ve matematiksel
dehasına dayanarak çalışmalarını
genişletmiş, ekliptiğin eğimi ve
ekinoksların kayması gibi detaylı
sorunlar üzerinde çalışmaya
başlamıştır.
Böylece, şu ana kadar Astroloji’nin
Mezopotamya’daki ilk dönemlerinden
Zodyak’ın ortaya konmasına ve daha
sonra Yunanlıların geometri ve
felsefesi ile gelişmesine tanık
olmaktayız. Bu noktada,
Astroloji’nin anahtarları yavaş
yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır.
Gezegenlerin anlamları, birbiri ile
olan ilişkileri ve uzayın geometrik
kavramları gelişti. Gezegenlerin
Zodyak konumları bu anlamda süreç
içinde en önemli konu haline
gelmiştir.
Osmanlı Döneminde
astroloji
Yaklaşık 300 yıl öncesine kadar
hemen her hükümdarın bir saray
müneccimi vardı. Osmanlı sarayında,
padişaha neyin ne zaman yapılmasının
daha uygun olduğunu söyleyen bir
müneccim başı bulunurdu. Bu
müneccimbaşılar, Tanzimat dönemine
kadar padişah ve devlet adamları
üzerinde etkili oldular. Eski
çağlardaki ünlü astronomi
bilginlerinden bazıları astrolojiyle
de uğraşıyordu. İÖ 2. yüzyılda Eski
Yunanlı astronomi bilgini Ptolemaios
(Batlamyus), 16. ve 17. yüzyıllarda
ise Danimarkalı astronomi bilgini
Tycho Brahe ile Johannes Kepler
astrolojiyle de ilgilenmişlerdir.
Astrolojide günler
Astrolojide Yedi Gezegen aynı
zamanda günlerle
özdeşleştirilmiştir.
Mesela Pazar Günü Güneş Güneş
Günüdür. Hıristiyanların kutsal günü
kabul edilir. Cumartesi Satürn
Satürn Günü (Satan ya da Şeytan la
ilişkili görülür birisi yeni Latince
ismidir, diğeri ise eski Latin)
günüdür, bu da Yahudilerin kutsal
günü kabul edilir. Müslümanların
kutsal günü ise Venüs Cuma günüdür
ki o da Venüs(Sevgi, Toplanma, bir
araya gelme(Cem- cami), kaynaşma bir
olma günüdür. Geriye kalan diğer
günler ise pazartesi Ay AY Günü
(Duyguları,Bilinçaltını, Anne,
Hafıza), salı Mars Mars Günü (Savaş,
Ele geçirme isteği, Libido, Arzu,
Şehvet), çarşamba Merkür Merkür Günü
(Zeka, İletişim, Haberleşme),
perşembe Jüpiter Jüpiter Günüdür
(İnancı, merhameti, genişleme
isteğini gösterir).
Batı Astrolojisi'nde burçlar
Batı astrolojisinin
takımyıldızlarıyla bir alakası
yoktur. Fakat, Hint Astrolojisi'nin
vardır. Hint Astrolojisi
takımyıldızlarını esas alır. Lakin
Karakter Analizi yapılırken görülen
tutarsızlık nedeniyle Batı
da(Hıristiyan dünyasında) bu
astroloji kabul görmemiştir. Hint
astrolojisiyle Batı Astrolojisi
arasında yaklaşık 23,5 derecelik bir
kayma vardır. Mesela 31 Mart ta
doğan birisinin Güneşi (kişinin
burcu olarak bildiği şey aslında
Güneş burcudur) yaklaşık 10 derece
Koç burcunda çıkarken, Hint
Astrolojisi’nde bu yaklaşık 23,5
derece geri kaydırıldığında Koç
burcu olan kişi Balık burcu olmuş
olur ki, bu Batı astrologları
tarafından tutarlı görülmemiştir.
Esasında Batı (Hıristiyan)
Astrolojisi temelini Arap
Astrolojisi’nden alır. Göksel
konumun matematiğini ilk
geliştirenler Müslüman Araplar
olmuştur. Trigonometri batı
dünyasına Arap alimlerinden
geçmiştir. Günümüzde kullanılan Uzay
matematiğinin en önemli temel
taşları Müslüman alimler tarafından
keşfedilmiş, daha sonra bu bilgileri
Hıristiyan'lar alıp
geliştirmişlerdir. |
|